Adana Life
Son Dakika
Askispor İstanbul'da dağıldı:59-98 İşte işçinin asgari ücret talebi Adanaspor taktik çalıştı... TÜYAP'ın gelinlikleri göz kamaştırdı Bünyamin Avcı yeni MHP İl Başkanı Usta sanatçı Ali Tekintüre hayatını kaybetti! Adana 2. EV'leniyoruz Fuarı'nın açılışı gerçekleştirildi TSYD üyeleri bir araya gelerek hasret giderdi Gönüller Mevlana sevgisiyle coştu Başkan Çetin’in İkram Çeşmesinden çorba akıyor
Rezalet!
Rezalet!
 
Fransız müzisyen Johnny Hallyday öldü
Fransız müzisyen Johnny Hallyday öldü
 
Adana ASKF’de neler oluyor?
Adana ASKF’de neler oluyor?
 
Sporun adresi Umro
Sporun adresi Umro
Hande Ceritoğlu
 

Sevgi denilen şey

Hande Ceritoğlu

21 Mart 2013 Perşembe 23:48
Yazdır

Ünlü yazar Masumi Toyotome’ Three Kinds of Love’ adlıkitabında sevgi ve sevginin şekilleri üzerinde düşündüklerini yazmış, herkesle paylaşmış.

Hepimiz içimizde sevgi nedir biliriz, hissederiz, anlarız. Bazen bunu sözcüklere dökerek anlatmak zordur. Masumi Toyotome bunu denemiş ve hatta sevgi çeşitlerini genel olarak sınıflandırmış. Şöyle bir düşündüğümüzde haklı olabileceğini göreceksiniz. Bu üç sevgi çeşidi çoğunlukla süreç içinde birbiriyle karışabilir, değişiklik gösterebilir. En önemli konu, her neden ile olursa olsun sevmeyi ve sevilmeyi bir şekilde başarabilmektir. Bundan sonraki adım ise neden sevdiğimiz ve sevildiğimizdir.

Genelde, bütün felsefi tartışmaların başında "Neden bu dünyaya geldik, neden yaşıyoruz, amacımız nedir ve neden diğer insanlarla birlikteyiz?" soruları vardır.

Dünyaya geliyoruz ve kendi varlığımızın farkına vardıktan sonra düşünmeye, üretmeye, sorular sormaya ve araştırmaya başlıyoruz. İşin ilginç yanı, yeni doğan veya hatta anne karnındaki bebek ‘ sevgi’ denilen düşünceyi, enerjiyi, davranışı daha kendisi düşünme sürecine başlamadan anlıyor, hissediyor, fark ediyor.

Duygular daha anne karnında iken oluşmuş oluyor ve duyguların olduğu her yerde sevgi de sözkonusu oluyor. Bebekken normal duyularımızdan aldığımız verilerle işlenmiş duygusal tepkilerimiz var ve sevgi gösteren kişiye bebek te sevgi gösteriyor. Bebeğin çevresindeki kişiye sevgi göstermesi aslında herhangi bir şarta bağlı değil, öyle hissediyor, nedeni aslında sevgi duygusunun doğuştan gelmesi. Daha sonra bu sevgiyi geliştirmeyi, yönlendirmeyi, kontrol etmeyi çevresindeki diğer kişilerden öğreniyor.

Bebek anneye ve çevresindeki diğer ona bakan kişilere bağımlı olsada, herhangi bir karşılık beklemeden, düşünmeden, içtenlikle sevgi gösterilerinde bulunur.Büyüdükçe, Masumi´nin de anlattığı gibi, düşünce süreçlerini geliştirip, neden, niçin sorularını sormaya başladığında sevgi gösterileri çeşitlilik göstermeye başlar.

İlk önce hangisini keşfediyor derseniz, koşulsuz sevgiyi deneyimliyor. Sonra annesi ile birlikte oluşturduğu bağlılığı ve bağımlılığı keşfettikçe Çünkü türü sevgi gelişiyor. Annemi seviyorum, çünkü o da beni seviyor ve bana bakıyor. Arkadaşımı seviyorum, çünkü bana oyuncağını veriyor gibi cümleler kafasında oluşuyor.Daha da büyüdüğünde ve düşünce süreci, sosyalleşme süreci geliştikçe, toplumun ona öğrettiği "Eğer" tipi sevgiye geçiyor. "Arkadaşımı severim ama o da beni severse ve benim isteklerimi yerine getirirse" diyor. "Resim yapmayı seviyorum, eğer birileri takdir ediyorsa ve beğeniyorsa" diyor. 

Yaş ilerledikçe daha da fazla düşünmeye, olayları ve deneyimleri tartmaya başlıyor. Sevgi çeşitlerini tartıyor, kendine güveni artıyor, gerçekte nelerden zevk aldığını, nelerden hoşlanmadığını, kim olduğunu keşfetmeye başlıyor. Taşlar yavaş yavaş yerine oturmaya başlıyor.

O süreçte sevginin en ilginç sürecine girip, "Rağmen türü" sevmeye başlıyor. Arkadaşımı bütün sinirliliğine rağmen seviyorum, işimi zor olmasına rağmen seviyorum diyor.Koşulsuzca sevmeyi başarabildiği konular, kişiyi her zaman mutlu etmeye devam edebiliyor, beklentiler olmadığı için düş kırıklıkları da olmuyor.

"Rağmen" türü seviyorsa, kendine güveni artıyor ve beklentiler düşük olduğu için düş kırıklıklarına az rastlanıyor.

"Çünkü" türü seviyorsa, kendini aradığı bir dönemde oluyor, gelgitler olabiliyor ve beklentiler orta düzeyde olduğu için düş kırıklıkları deprasyon yaratabiliyor ama öldürmüyor.

"Eğer" türü seviyorsa, kibirli ve egoist olduğu bir dönemde oluyor, beklentiler çok yüksek olduğu için düş kırıklıkları da bir o kadar fazla oluyor ve depresyon ağır bir şekilde kişiyi mahvedebilecek seviyeye geliyor ve hatta intihar girişimleri bu seviyede daha fazla oluyor.

Aslında benim gördüğüm kadarıyla, biz bu sevgi türlerini devamlı bir süreç olarak, içiçe, geçişli olarak yaşıyoruz. Zamana, konuya, kendi düşünsel durumumuza ve hayattan edlde ettiklerimize göre sevgi süreci içinde geziniyoruz. Aslında önemli olan bu sürecin herhangi bir noktasında olabilmek. Bazen toplum ve olaylar içinde o kadar kayboluyoruz ki, duygular, hisler, düşünceler kayboluyor, duyarsızlaşıyoruz, sevginin herhangi bir çeşidini bile ne verebiliyoruz, ne de alabiliyoruz. İçimizdeki çocuk, sevgiye ihtiyacım var, git bir yerden bul ve beni mutlu et diyor ama nereden bulacağımızı bile bilmiyoruz.

Korkular, endişeler, kötü deneyimler, hayal kırıklıkları her nedense ya insanın kendisini cezalandırması ya da karşısındakileri cezalandırmaya çalışması ile sonuçlanıyor. İnsanlar nasıl ve neden seveceklerini, sevileceklerini bilemez hale gelebiliyorlar. Açıkçası kayboluyorlar. Kim olduklarını, ne hissettiklerini, ne istediklerini ve nereye gideceklerini bilemez durumdaysanız, hemen orada durun. İlk önce, doğanın içinde olabileceğiniz bir yere gidin, yeşil ağaçlara, batan güneşe bakın, şakıyan kuşları, akan suyun sesini dinleyin, toprağa çıplak ayaklarınız ile basın, yaprakları avuçlayın, çiçekleri nazikçe koklayın, rüzgarı ve mavi gökyüzünü teninizde hissedin. Orada bir süre kalın. Koşulsuz sevgiyi orada içinizde hissedebileceksiniz. Koşulsuz sevgi insanın kendisine olan sevgisidir. Eğer hepimiz bütünü temsile diyorsak, bütünün parçası isek o anda herşeyi koşulsuzca seviyoruz demektir. Bazı inanç sistemlerinde Allaha, yaratana karşı hissedilen sevginin koşulsuz bir sevgi olduğunu düşünülür. Aslında kendimizi seviyorsak, zaten bizi yarattığını düşündüğümüz Allah´ı da koşulsuzca sevmiş oluruz.

Yanlız başımıza orada dikiliyor olsak bile içimizde yalnız değilizdir.

Sevgi ve mutluluk içiçe olan kavramlardır. Seven, sevilen kişi mutluluk duyuyordur, hayattan zevk alıyordur ve geleceğe dair umutlar besliyordur.

Sevginin olmadığı bir yerde mutluluğu da bulamazsınız.

Koşulsuz sevgi dışındaki bütün sevgiler, bir şekilde emek ve zaman ister.

Kişi bütün sevgi türlerini deneyimledikten sonra, ne istediğine, nasıl sevilmek ve sevmek istediğine, kendini mutlu edebilecek deneyimler üzerine daha kolay karar verebilir. Hatta bütün sevgi türlerini aynı anda hayatında yaşayabilir, uygulayabilir ve hepsinden de mutluluk duyabilir. Hatta tek bir kişiye ( anneye) bütün sevgi türlerinin hepsini duyabilir. Rağmen sever, Çünkü sever, Eğer sever, sevgiler annede karışıktır. Birbirinden ayırması da bir o kadar zordur.

Çoğunlukla, sevgi türlerini saf halde görmeniz mümkün değildir. Genelde birbirlerinin içne geçmiştirler. Zaman içinde biz de değişiriz, bizim sevdiklerimiz de değişir, bizi sevenler de değişir. Bizim hangi sevgi türü içinde olduğumuz da değişir ama değişmeyen şey sevgi hissetme ihtiyacımızdır. Sevmeden sevilmeyi hissetmek neredeyse imkansızdır. Açıklamaya çalışmayın. Aslında sevgi hissetmediğini söyleyen insanlar sadece korkuları ve endişeleri yüzünden kendilerine bile sevmek, sevilmek istediklerini itiraf edemeyen, ya da düşünce, duygu üretemeyen hasta kişilerdir.

Sizi çıkarı için sevmeyen kaç kişi tanıyorsunuz? Sadece sevmek için seven kaç kişi vardır? Böyle birini bulmak mümkün müdür? Ya da o kişi bulunabiliyorsa, ermiş olmuş olabilir mi? Nirvana´ya varmış olabişlir mi? Saf sevgiyi, mutluluğu tatmış olabilir mi?

Çok zor şartlar alrında olan, ölüm tehdidi altındaki, acı içindeki insanlara bakın hala sevmek sevilmek istiyorlar. Sevmeyi sevilmeyi umut ediyorlar, hayata böyle bağlanıyorlar, anlam katıyorlar. Yoksa buradaki zor şartlara nasıl dayanılabilir? Beklenilen bir şey yoksa gelecek nasıl ümit edilebilir?

Hayattan, şartlardan, insanlardan, şanssızlıktan, parasızlıktan, olanaksızlıklardan şikayet ederiz. Yine de gülümsemeye devam ederiz, o zor şartlara dayanırız ve bir sonraki adımda sevildiğimizi, takdir edildiğimiz, istenildiğimizi, isteklerimize sahip olduğumuzu ve bunların sonucunda  mutlu olduğumuzu hayal ederiz, ümitleniriz. Umudumuz olmadan yaşamak pek mümkün değil.

Bu nedenle, her nedenle olursa olsun sevelim, sevilmeye çalışalım. Herşeye rağmen sevelim ve bizi herşeye rağmen sevenleri kucaklayalım. Hayat böyle güzel. Ne dersiniz? Mutluluk hepimizin hakkı, sevgi hepimizin hakkı, yaşamak hepimizin hakkı....

Aşağıda Masumi Toyotome´nin kitabından sevgi çeşitlerini anlattığı bölüm içinden bir alıntı yazı yer almaktadır. Sevgiyi gerçekten iyi anlatabilmiş bir düşünür olarak, bu yazısını okumuş olmaktan mutluluk duydum. Sizlerin de beğeneceğinden eminim.

Bu köşe yazısı toplam 7750 defa okunmuştur
Köşe Yazısı Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 
Yazarlar
Misafir Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Videogaleri
Anket
ADANA ASKF YENİ YÖNETİMİNİN ÇALIŞMALARINI NASIL BULUYORSUNUZ?
BAŞARILI
BAŞARISIZ
FİKRİM YOK
Finans
İMKB 100
70.792
USD ALIŞ
2.9500
USD SATIŞ
2.9700
EURO ALIŞ
3.2330
EURO SATIŞ
3.2580
POUND ALIŞ
4.4460
POUND SATIŞ
4.5230
ALTIN ALIŞ
101.1000
ALTIN SATIŞ
102.1900
Hava Durumu
Havadurumu
Tarihte Bugün
1777 Fransa, ABD'yi ilk tanıyan devlet oldu.
Sayısal Loto
14.11.2015
Tarihli Çekiliş Sonucu
05 - 09 - 13 - 25 - 30 - 40
Şans Topu
11.11.2015
Tarihli Çekiliş Sonucu
07 - 20 - 21 - 23 - 29 - 09
On Numara
09.11.2015
Tarihli Çekiliş Sonucu
01 - 04 - 06 - 07 - 10 - 12 - 13 - 16 - 17 - 23 - 24 - 27 - 31 - 38 - 40 - 46 - 55 - 67 - 68 - 71 - 74 - 77
Süper Loto
12.11.2015
Tarihli Çekiliş Sonucu
02 - 13 - 19 - 26 - 44 - 54
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır.Kaynak gösterilmeden kullanılamaz..
Yazılım: Haber Sitesi Kur